DENETİM ŞART
Bir lunapark kazası, bir büfede patlayan tüp, gıda veya içki zehirlenmesi haberleri ve maalesef kayıplar yaşandığında klasik manşet “denetim şart” oluyor. Denetim şart da neden hayata geçirilemiyor?
Çözüm “kim, neyi, nasıl, ne zaman, neye göre denetleyecek?” sorusunda gizli.
Ölümlü kaza ile sonuçlanan lunapark kazasından sonra bir ekip denetim yapıyor ve oyuncaklara bizzat binerek deniyor !! Basında yer alan hali ile : “...Ancak bu kontrol hayli ilginçti. Zira zabıtalar oyun aletlerini bizzat binerek test etti. İki zabıta, 47 metre yüksekliğe çıkan Roket adlı alete bindi. Yani kendilerini kobay olarak kullandılar. Bir nevi kamikaze gibiydiler...”
İşte denetim. Şimdi bu d
enetimin kaza olma ihtimalini düşürmesi mümkün mü? Hiç yoktan iyidir diyorsunuz belki.
“Yanlış hesap Bağdat’tan döner” atasözü bana çok anlamlı gelir. Doğruları yapmazsanız doğruyu bulmanız şansa kalır. Lunapark örneğinden gidelim.
Bu lunaparkların kimler tarafından hangi standartlarda açılabileceğini düzenleyen bir yasal düzenleme var mı? Mekan, ekipman vb. standartları tanımlayan. Örneğin bu cihazları herhangi bir yerde atelyede ürettirebilir miyim yoksa sertifikalı bir üreticiden mi almalıyım. Hatırlarsınız belki bu ülkede tornacıya insan protezi yaptıranlar oluyor.
Kuruluma hazır bir yerini açılış öncesi denetlemek birinci aşama. Ya sonrası? İşletme standartları tanımlı mı. Yani bu lunaparkın operatörü, makineyi sürekli çalıştıran kişi, için bir ön şart var mı? Herhangi bir kişi olabilir mi? Hangi eğitimleri almış olması şart. Bu ekipmanların düzenli bakımları ne kadar zamanda bir kimler tarafından yapılacak; herhangi bir usta yapabilir mi? Bu bakımların kayıtları tutulacak ve sonra problem olduğunda bu bakımı yapan sonuçtan sorumlu olacak mı?
Denetim ve kontrol ciddi maliyeti olan aktiviteler.
Bu nedenle temel prensip kaliteyi sürecin yani günlük işin içine mümkün olduğunca yerleştirmek. Denetleyecilerin de nasıl denetim yapacağını tarif etmek gerekiyor. Yoksa biner lunapark salıncağına bir tur atar, gazetecilere de bir poz verir. Denetleyenleri de denetleyen bir mekanizma olması lazım. Doğru takvimde denetim prosedürüne göre denetliyor ve sonrasında düzeltici faaliyeti takip ediyorlar mı?
İşin doğru ve kaliteli yürümesi için yapmadığımız her yatırım bize 2 şekilde geri dönecektir.
- Bir daha fazla denetim ve kontrol ihtiyacı, ki bu da maliyet.
- İki kayıp; başta canlar sonrasında israf vb. maddi değerler.

Tabi burada tüketiciye de ciddi bir görev düşüyor. Aldığı hizmeti sorgulamak. Ucuza eğeleneyim derken işin için de ölüme varan riskler olduğunu görmek lazım. “Denize girilmesi sağlık açısından yasaklanmıştır” tabelasının önünden “bir şey olmaz” mantığı ile denize giren tüketici kitleyi de eğitmek ve bilinçlendirmek gerekiyor.
Özetle :
- Standartları tanımla: Tekerleği keşfetmeye gerek yok, eminim tanımlayan olmuştur gelişmiş ülkelerde.
- Açılış sürecinin yasal düzenlemesini yap, her sezonu yeni bir açılış gibi belgelendir ve izine bağla.
- İşletme sürecini tanımla. Operatör, günlük işletim ve bakım/onarım süreçlerini standartlaştır. Bunların kayıtlarının tutulmasını sağla.
- Denetim prosedürünü tanımla ve özellikle işletme sürecindeki kayıtlar üzerinden denetim sağla. Yani anlık bir gözlem değil, geçmiş dönemde işletmenin kurallara uyup uymadığını denetle. 3. Partiler (bakımı yapan yetkili şirketler, müşteri şikayetleri vb.) geri bildirimleri ile de denetimi kullan.
- Denetim sonuçlarını takip et ve bir ödül ceza sistematiği kur. Örneği başarılı işletmelere tüketicinin görebileceği bir tabela hediye et.
Şimdi “denetim şart” cümlesi “kalite sistemi ve eğitim şart”a dönüştü sanıyorum.
Sevgiyle ve sağlıkla kalın.