1921 yılında doğmuş olan rahmetli Mustafa Güzelgöz, diğer adıyla Eşekli Kütüphaneci, askerliği sonrasında memleketi Ürgüp’te gençleri futbol çalıştırması şartı ile iş teklifi alır ve kütüphanede memurluğa başlar.
İlk iş olarak harf devrimi sonrasında kütüphanenin rutubetli bir odasına atılmış olan Osmanlıca kitapları çıkartarak kurtarır. Kütüphanecilik alanında herhangi bir bilgisi olmayan Güzelgöz, kütüphanecilik üzerine yazılmış bir el kitabından yararlanarak modern bir kütüphane oluşturma çabasına girişir.

Köylünün imkânsızlıklar sonucu yararlanamadığı kütüphaneyi onun ayağına götürmeye karar verir. Bunun için en uygun olan yöntem, kitapları eşeklerle taşımaktır. Kitapları taşımak için gerekli olan sandıkların krokisini hazırlayarak marangoza yaptırır. Ödünç vereceği kitaplar içinde bir izleme defteri hazırlayarak yollara düşer. Böylece 36 köye hizmet vermeye başlar.
Bakanlığa başvurarak iki adet yeni memur kadrosu ve eşekler için yem bedelinin karşılanmasını ister. İstediklerini alır. Bu kadrolara görevli alınırken bir eşek sahibi olması ve kendi bölgesinde en az beş köye hizmet götürmesi şartı aranır.
Köylüyü kütüphaneye çekebilmek amacıyla gurbetçilerden toplanan yardımlarla kütüphaneye radyo koyar. Bu girişim sonuç verir ve köyün erkekleri kütüphaneye gelmeye başlamıştır. Güzelgöz kadınları da kütüphaneye çekebilmek amacıyla haftanın belirli bir gününü onlar için ayırır. Ardından kadınların daha çok sayıda gelmelerini sağlamak amacıyla gurbetteki hemşehrilerinden bir kez daha bağış toplayarak dikiş makineleri satın alır. Makine kullanmayı bilen kadınların yardımıyla dikiş kursları açılır.
Güzelgöz’ün girişimleri spor tesisleri kurmak, folklör ve bando çalışmaları, kooperatifçilik gibi çok sayıda başarılı girişim ile devam eder, uluslararası ödüller alır.
2005’te hayata veda eden Güzelgöz’ün kıymetini bilenler, çabalarını bir kitapta toplarlar. Türk Kütüphaneciler Derneği İstanbul Şubesi tarafından Mustafa Güzelgöz ve Eşekli Kütüphane adı ile bir kitap yayınlar.
Bir değişim profesyoneli için dersler ile dolu bir yaşam öyküsü:
· Teknik bilgi eksikliği öğrenme isteği ve çaba ile kapatılabilir.
· Girişimci düşünce değişim için şarttır. Mevcut sistemi ve süreci yapıcı olarak sorgulamayı gerektirir.
· Ortamı değiştirince davranış da değişir. Kütüphaneye radyo ve dikiş makinesi koymanın yarattığı etki gibi.
· Müşteri odaklı düşünmek gerekir. “İnsanlar okumuyor” demek işin kolayıdır. “Nasıl okutabilirim” demek ve harekete geçmek işin özüdür.
· Kaynak her zaman kıttır ve hatta yoktur. Kaynakları nasıl elde edebilirim, projemi nasıl satabilirim düşüncesi ve aksiyonu gereklidir.
Sosyal medyanın bu kadar yaygınlaştığı, teknolojinin geliştiği ve sınırsız imkanlar sunduğu bir dönemde liderlerin bu hikayeden dersler çıkarması gerektiğini ve aşağıdaki hataları sürdürmemelerini diliyorum:
· Ekiplerine yeterli eğitim ve bilgi vermeden hizmet beklemeleri,
· İş süreci, prosedür vb. dokümantasyonu “son kullanıcı” odaklı oluşturmamaları,
· “Zaten okunmuyor” anlayışını kabullenmeleri,
· Eğitim, paylaşım ve süreç portallerine yapılacak yatırımları sadece “gider” boyutu ile görmeleri, “bütçem yok” mazeretine sığınmaları,
· İş süreçlerini tasarlamamaları, tesadüflere bırakmaları; çalışan ve müşteri odaklı olmayan iş yapma şekilllerini sürdürmeleri.
Sevgi ve saygılarımla
Tolga Moral
e5c73f97-4e36-4c2b-9246-b47555890bf2|6|4.5